Bu Yazıya Sebepsiniz Ey büyükler !

Dün akşam parka çıktık miniğimle çoğu akşam olduğu gibi. Park her zamanki gibi curcuna. Hanımlar yere hasırlarını atmış çocuklarını da salıvermiş meydana mevlam kayıra.
Yürümeye yeni başlayan bebeleri yine onlardan birkaç yaş büyük kardeşlerine gönül rahatlığıyla emanet ediyor gencecik anneler. Emaneti teslim alan küçük abi ablalar, çoğu zaman oyun peşine düşüp miniklerini unutuyorlar. Ama onlara kızamazsın ki çocuk parkı görünce emanet mi kalır. O kendine mukayyet olsun yeter. Minikler kalabalık altında ezilmiş, beşik çarpmış, ekmeği elinden alınmış, emziği yere düşmüş, altına kaçırmış kimsenin umru olmuyor. Ağladığında neden ağlıyorsun diye bir tokatta anne indiriyor ki sussun. Diğer kadınlara mahçup olmasın. Zaten mahçup olmamak adı altında yapılan zulüm bildiğin CANİLİK.
İşte onlardan biri..
Bir minik kızcağız.Bir görseniz iki kulak yapmışlar bir de saçlarını bir tatlı bir tatlı. Derdini anlatabilecek kadar büyümemiş bile. Ablaları tarafından indiriliyor salıncaktan. Ağlamaya başlıyor haliyle annesi nerede bu çocuğun diye bakınırken, sigarasıyla kahkaha atan annenin keyfi yarı da kaldı diye bir hışımla kalkıp indiriveriyor tokatı miniğe. Neye uğradığını şaşıran çocuk olduğu yere çömelerek ağlıyor minicik elleriyle de yüzünü kapatıp. Anneyi gören diğer minikler de sırtına geçiriveriyorlar minik kızın. Gülmekten de katılıyorlar, oyun sanıyorlar. Yerine dönen anne uzaktan yapmayın diye de bağırıyor.
İşteee orada ben devreye giriyorum, yine tutamıyorum kendimi kızcağızı alıyorum yerden, ağlamasın diye teselli ediyorum. Anneye çocuklara yapma demeye hakkının olmadığını çocukların ondan görüp de yaptığını, keyfi için çocuğunu ağlatıp üzdüğünü, çocuğun tüm hayatını nasıl da olumsuz etkilediğini bir çırpıda söyleyiveriyorum. Anne şok !
Yanındaki kadınlarda dahil 180 derece dönerek hepsi ayaklandı çocuklarının başına.
Heh dedim şöyle..
Eve gelince bir de şöyle düşünüyorum..
Bakıldığında anne de bir yerde haklı.(annenin çocuğa yaptığı zulümden bahsetmiyorum. Anneye yapılan zulümden bahsediyorum.Çünkü sorunun temeline inmek gerekiyor.) O kadar çocuk, eşin gönlünü hoş etme, büyüklere saygı, aileye hizmet falan derken, ee kadın bünyesinin de psikolojik acıdan daha zayıf olduğunu da hesaba katarsak oturup keyif yapmak sadece çocuğu parka çıkarttığı vakit olduğundan çocukları salması çok normal.(Dipnot olarak da: Parka gelip de sigara kullanmayan anne görmedim şu 15 gündür. )
...

Lisede dört yıl coğrafya dersime girip yediği yemekleri anlatması dışında aklımda kalan bir cümle: 'Yapabildiğin kadar değil bakabildiğin kadar çocuk yap. '  O kadar çok çocuk yapmasın o zaman gibi düşünenlerle aynı mantık.
 Çocuk yapmak eğer ki annenin kendi isteğine bırakılsaydı  zaten yapmazdı. Eşin kendi itibarı, ailenin şerefli soyunun devamı, toplumda lanet olası bir statü edinme, saygınlık(yere batsın saygınlığı) gibi vasıflardan dolayı anneler çok çocuk yapmaya mecbur bırakılıyor. Hele babadan inatla gelmeyen bir y kromozomu da varsa vay annenin haline .
O yüzden anneye de kızamıyorum. Mutlu olmayan bir anne nasıl çocuğunu mutlu edip sağlıklı nesiller yetiştirebilsin ki.Elalemden beslenen büyüklerin baskısı babaya, babadan gücünün yettiği ve sözünün geçtiği anneye, anneden de maalesef ki çocuğa.. Bu şekilde de sağlıklı nesiller de bir nevi hikaye.. Uzmanlar televizyonlarda bangır bangır bağırsa da sayısal verilere vurulsa da  BU KABUK BAĞLAMAYAN TOPLUMSAL BİR MESELE.
Ne yazık ki...




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bu Yazı Çömez Üniversitelilere (2)

Yeni Yıl Umutsuzluğu..

Bir Küçük Eskişehir Meselesi (1)