Bu Yazı Çömez Üniversitelilere (2)

Merhabalar aynı konudan bugün de devam etmek istiyorum ki üniversiteye dair tavsiye ve deneyimleri bitireyim. Hoş hayatın hergünü bizi yeni olaylar yeni insanlar yeni maceralar bekliyor, bu yüzden deneyim ve tavsiyelerin sonu gelmez ama bu yazıyı da bir yere kadar devam ettirebilirim değil mi :)

Bugün bulunacağım tavsiyeler yine bire bir kendi hayatımdan ders olarak çıkarttıklarım, kendi uygulayamadıklarım, içimde kimi zaman ukte kalan, şimdilerde pişmanlık duyduğum, kimi zaman iyi ki böyle yaptım dediğim konular üzerine ..

*Mesela en basitiyle başlayacak olursak büyüklerimizin bizlere verdiği öğütlerin top listelerinin bir numaralı cümlesi  ''sen oraya okumaya gidiyorsun, hocalarından yararlan, derslerini iyi dinle''dir.
Gerçekten de derslerinize girecek hocalar alanlarında uzman sayılabilecek nitelikteler ve yaşlarının, deneyimlerinin hürmetine bile derslere kulak verin, çünkü sizin en boş diye nitelendireceğiniz öğretim üyesinden bile çok şey kapıyorsunuz. Üniversitede derse mi gidilir sende diyenler sonradan çok pişman oldular.

 Şuan eylül ayına girmemizle birlikte okul hazırlıklarına başlandı ve ilk defa bu sene sevmediğim okuluma gidemiyorum çünkü mezun oldum. Tabi ki de mezun olmak harika bir şey ama okul sıralarında oturup hocaların kaba tabiriyle ağızlarının içine düşmek isterdim. Ağızlarından çıkan her değerli sözü beynime kazımak, kalbime akıtmak için neleri vermezdim. Yılların verdiği bıkkınlıkla biraz savsaklamış olmama o kadar çok kızıyorum ki... Okulu ne kadar da sevdiğimi anlıyorum ama artık ne fayda...

Sınıftaki herkesin tabiriyle 'inek' tiplere hep çok uyuz olmuşumdur ama şu an hadi okula gidiyoruz deseler en ön sıraya oturmak o dersi dinlemek  için 2 saat önceden koşarak giderdim. Ama maalesef ki zaman ne geriye geliyor ne de pişmanlıklar bitiyor. İnsan ne yaparsa kendine yapıyor. Bir hocamız 'şu an derste anlattığım şeylerin hepsi üniversite sıralarından öğrendiğimdir üzerine eklenti çok azami derecededir işte bu yüzden iyi değerlendirmeye bakın' demişti de o zaman anlayamamamıştım.
Hiçbir zaman hocalarına düşkün derslerine düşkün biri olamadım. Zorlama , dayatma ve mecburi olan şeyleri hiç sevemedim. Kitap okumaya bayıldığım halde ders kitaplarımı almamak, verilen kitap ödevlerini yapmamak için hep direndim. Ama şimdi bakıyorum da savsaklığım kendime zarar vermiş. İşte sen genç sen sakın bunu yapma.

* Eğer ki hocaların bir kitap ismi, bir yazar ismi, bir film vs ismi veriyorlarsa hemen onu edin,izle,araştır ve oku ! Bunu derslere dair ilk vazifen olarak bil.

*Derslerde ses kayıtları al ki derste fark edemediğin detayı kulaklıkta dinlediğinde vay be diyebilesin. Ayrıca kendi aralarında fısıldaşanları, söz hakkı isteyenleri ve esprileri yeniden dinlediğinde kahkahayı patlatacaksın, emin ol ;)

*Verilen ödevleri de sakın es geçme hem hocanın gözüne girmene hem kritik notuna çok etkisi oluyor. Hele de verilen ödev araştırma ve okuma üzerineyse kesinlikle bilgine bilgi ekleniyor. Grup ödevlerini de sorun haline getirmektense eğlenceye çevirmek senin elinde. Ve nasılsa grup arkadaşlarım yapar diye de sakın yan gelip de yatma. Çünkü bu tiplerden hiç haz etmem, kimse de etmez.İnsanların kendi aralarında 'ya bu bizim grubumuzda olmasın bir işe yaramıyor' diye fısıldaşmalarını istemezsin herhalde :)

*Derslere düzenli gitmeye çalış çünkü her ders farklı maceralara gebe. Zevk almaya bak, dersten nasıl zevk alınır bunu kendi çapında öğren çünkü insanlar severek yaptıkları ve zevk aldıkları işlerde çoğu zaman başarılı olurlar.

*Dersi ders olarak algılama. Yeni şeyler öğreneceğin, ufkunun genişleyeceği öğretici bir tiyatro gibi düşün.

Amaaaan hep ders hep ders diyip de sıkıldıysan eğer işte sana farklı bir tavsiye daha yolda.

Üniversitede yemediğin kadar yiyecek, gezmediğin kadar gezecek,görmediğin kadar görecek, olmadığın kadar özgür olacaksın.. Yani bu hayat senin ! Nasıl da heyecan verici değil mi :))  Ama bunlar için sana lazım olan tabiki de istek, enerji ve merağın yanında para da lazım.

*İşte o parana sahip çık ben çıkamayan tiplerdenim açıkcası.. Part time işlerde çalışabilirsin mesela. Hem yeni insanlarla tanışır hem farklı bir deneyim olur senin için :) İş-kur eğitim üniversiteli gençlere iş imkanı sunuyor ama ısrarcı olman lazım o ayrı .

*Farklı kulüplere üye ol. Fakülte olsun üniversitedeki kulüpler olsun farklı insanlar tanımaya açık ol.
Ben mesela bir partiye, okçuluk kulübüne ve Toplum Gönüllüleri'ne üye olmuştum. Yoğun dönemlerim başlayınca devam edemedim ama benim için çok farklı ve güzeldi. Ama bunun için kendinize yoldaş bulmanız gerekli. Evet ilk etapta yanınızda bir arkadaşınızın olması sizi destekler ve fişekler bu oldukça önemlidir; arkadaş.

**Ama size tavsiyem parti işlerine falan hele ki şu dönemde girmeyin. Bir sürü öğrenci birleşip kendi ego yarışına girişip ön plana çıkıp yükselme amacında. Hele ki siyasal bilimler okuyan arkadaşlar bir yerlere kapak atma peşindeler. Memleketi falan kurtardıkları da yok. Bir süre sonra zaten siyasetten soğuduğunuzu ve ağzınıza dahi almak istemediğinizi göreceksiniz.

*Gezi programlarına elinden geldiğince katılmaya çalış çok yer gezip az ödemek kadar güzel bir şey yok çünkü.

**Veee gezi diyince aklıma geldi sanırım , bisiklet edin kendine ya da elinden geldiğince bisiklet kiralayıp sürmeye bak. Neden yazdım bunu bilmiyorum ama hayallerimden biri de okula bisikletle gitmekti ondan herhalde ..

**Hayal demişken hayallerini bir kağıda yaz ve bunu sakla, aklına geldikçe ekle, yaptıklarını işaretle. Böylelikle  kendine bir yol belirle ki yapmak istediklerini es geçip de unutma olasılığını en aza indirip  üzülmenin önüne geçebil.


Tavsiyelerin arkası kesilmez tabi ki ama bu yazdıklarımı kendine göre şekillendirip de uzun yollarla mücadeleni kolaylaştırabilirsin. Şimdiden kolay gelsin :)

Haydi o zaman...
Yola çık !
Yolda kal !

Bir daha ki yazımda görüşmek üzere :) ( böyle yazınca da bir garip oldum :))

Dipnot: İki yıldızlılar(**) bana göre daha önemli ve daha anlamlı :)
Siz de kendiniz için daha önemli gördüğünüz yıldızları farklı öneri ve fikirlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yeni Yıl Umutsuzluğu..

Bir Küçük Eskişehir Meselesi (1)