Ah Sakarya.. (I)
Oradan bakılınca size hiçbir şey ifade etmeyebilir ama benim dört yılımı çürüten(!) dermişim beni büyüten beni ben yapan beni kendime getiren şehir .. Sakarya ..
Benim cahilliğim, ilk evden çıkışım, yalnızlığım ...
Biri bana sen Sakarya'da okuyacaksın dese ne saçmalıyorsun sen arkadaş derim.Okuduğum bölüm de buna dahil.
Üniversite tercihimde dördüncü sıradaydı. Onu oraya kim niye yazdı hatırlamıyorum ama ekranda kocaman SAKARYA ÜNİVERSİTESİNİ KAZANDINIZ. yazısını görünce şoklar şoku geçirip içim çıkasıya kadar ağladım. Daha önce sadece adını duyduğum şehri Google da en çok aradığım şehir yaptıktan sonra kayıt zamanı geldi çattı. Sakaryalılar bilir.Sakaryanın kendisine ait firması olan VİB turizme bindim gittim. 10 saat yol git git bitmedi Bursadan sonrası full deniz olunca Allah dedim. Parmak arası terliklerimi yanıma almadığım için üzülmem denize kıyısının sadece 'Karasu' ya olduğunu ve şehir merkezine iki saat uzaklıkta olduğunu bizzat kendi gözlerimle görünce geçti. Ama terminale adımımı attığım o anda yıllardır bildiğim bir şehire ayak basmışım gibi oldu. Bana sanki kollarını açtı 'hoşgeldin hilalciğim biz de seni bekliyorduk ' der gibiydi. Hiç yabancılık çekmedim doğrusu.Buradaki teyzeler 'Sakaryamız güzeldir.Suyunu bir içen bir daha gitmek istemez' derken haklıymış...
Çark caddesine çıktığımda arkadaşlarımın dediğine göre ağzım açık insanları izliyormuşum. O zaman bana ne kadar da kalabalık bir şehir gibi gelmişti. Anasının yavrusu bilinmedik bir şehirde tek başına insanların üzerine gelişine hayretler etmişti. Şimdiyse 'amaaan küçük şehir be burası ' diyordu o ayrı...
Marmara bölgesinde yer alıp Karadeniz iklimine sahip tek yer olması da ayrı mesele. Sabah gocuklarımızı giyip korkutan sisi aşarak okula varıyoruz, öğlen nar gibi kızarıp akşama doğru bir yağmur, akşam yine gocuk.
Trafiği de babamdan duymanız gerekirse ' ben bu şehire daha da gelmem ' dedirtecek cinsten. Kırmızı doblo taksileri, maganda şoförleri(az denk gelmedik) yanarlı dönerli dolmuş arabalarıyla (beynin sulanıp gözlerin kör oluyor) pilot şehir olduğundan trafik lambası bulunmayan Sakarya ... Cağnım Sakarya ...
Her sevgilisinden ayrılanın, depresyona girip çıkamayanların, arkadaşlarına darılanların, yalnız kalmak kafa dağıtmak isteyip Suriyeli çocukların çokluğundan kafayı yiyenlerin, çifte kumrucukların el ele gezdiği,küçük çaplı pikniklerin yapıldığı uğrak mekan Kentpark.Kafesine oturup tarihi çarkı izlemek meşhur olan ama buz gibi sahlebi içmek de ayrı bir zevktir hee benden söylemesi ..
Seni şimdiden özledim her şeyinle Sakarya :(
Benim cahilliğim, ilk evden çıkışım, yalnızlığım ...
Biri bana sen Sakarya'da okuyacaksın dese ne saçmalıyorsun sen arkadaş derim.Okuduğum bölüm de buna dahil.
Üniversite tercihimde dördüncü sıradaydı. Onu oraya kim niye yazdı hatırlamıyorum ama ekranda kocaman SAKARYA ÜNİVERSİTESİNİ KAZANDINIZ. yazısını görünce şoklar şoku geçirip içim çıkasıya kadar ağladım. Daha önce sadece adını duyduğum şehri Google da en çok aradığım şehir yaptıktan sonra kayıt zamanı geldi çattı. Sakaryalılar bilir.Sakaryanın kendisine ait firması olan VİB turizme bindim gittim. 10 saat yol git git bitmedi Bursadan sonrası full deniz olunca Allah dedim. Parmak arası terliklerimi yanıma almadığım için üzülmem denize kıyısının sadece 'Karasu' ya olduğunu ve şehir merkezine iki saat uzaklıkta olduğunu bizzat kendi gözlerimle görünce geçti. Ama terminale adımımı attığım o anda yıllardır bildiğim bir şehire ayak basmışım gibi oldu. Bana sanki kollarını açtı 'hoşgeldin hilalciğim biz de seni bekliyorduk ' der gibiydi. Hiç yabancılık çekmedim doğrusu.Buradaki teyzeler 'Sakaryamız güzeldir.Suyunu bir içen bir daha gitmek istemez' derken haklıymış...
Çark caddesine çıktığımda arkadaşlarımın dediğine göre ağzım açık insanları izliyormuşum. O zaman bana ne kadar da kalabalık bir şehir gibi gelmişti. Anasının yavrusu bilinmedik bir şehirde tek başına insanların üzerine gelişine hayretler etmişti. Şimdiyse 'amaaan küçük şehir be burası ' diyordu o ayrı...
Marmara bölgesinde yer alıp Karadeniz iklimine sahip tek yer olması da ayrı mesele. Sabah gocuklarımızı giyip korkutan sisi aşarak okula varıyoruz, öğlen nar gibi kızarıp akşama doğru bir yağmur, akşam yine gocuk.
Trafiği de babamdan duymanız gerekirse ' ben bu şehire daha da gelmem ' dedirtecek cinsten. Kırmızı doblo taksileri, maganda şoförleri(az denk gelmedik) yanarlı dönerli dolmuş arabalarıyla (beynin sulanıp gözlerin kör oluyor) pilot şehir olduğundan trafik lambası bulunmayan Sakarya ... Cağnım Sakarya ...
Her sevgilisinden ayrılanın, depresyona girip çıkamayanların, arkadaşlarına darılanların, yalnız kalmak kafa dağıtmak isteyip Suriyeli çocukların çokluğundan kafayı yiyenlerin, çifte kumrucukların el ele gezdiği,küçük çaplı pikniklerin yapıldığı uğrak mekan Kentpark.Kafesine oturup tarihi çarkı izlemek meşhur olan ama buz gibi sahlebi içmek de ayrı bir zevktir hee benden söylemesi ..
Seni şimdiden özledim her şeyinle Sakarya :(

Yorumlar
Yorum Gönder